11.5 C
İstanbul
Perşembe, Aralık 2, 2021
- Reklam -
Ana SayfaKÖŞE YAZARLARIBir Aşı Masalı

Bir Aşı Masalı

Yıllardır Süt-Besi Hayvancılığı ve hayvan sağlığı çalışmaları yapan birisi olarak ve uzun yıllar Beşer ilaç sanayinde reprezantlık yapmış birisi olarak aşı konusunda 3-5 kelam de ben etmek istiyorum. Müsaadenizle çocuklar.
Malumunuz üzere her şeyin başı sağlık. Sağlığımızla ilgili kararlar alırken daha titiz, daha seçici ve daha araştırmacı olmamız elbette ki elzem bir durum. Doktorlar ameliyat vb. operasyon dediklerinde ya da riskli hastalık şüphesi duyduklarını belirttiklerinde hangimiz başka doktor ve hastanelerden teyit etme ihtiyacı duymuyoruz? Hangimiz hastalıkların özellikle ilk evrelerinde alternatif tıp, hastane, doktor vb. çarelere başvurmuyor, araştırmıyoruz?
Durum bu kadar net ve ortadayken, aşı karşıtı olanlara bu tepkinin sebebi ne? Rant mı, anlaşmalar mı, kobay ihtiyacı mı yoksa bilmediğimiz başka durumlar mı?
Daha mantıklı bir çerçeveden anlatmak istiyorum size durumu. İlaç endüstrisinde işler tam olarak şöyle yürür. Firmalar orijinal molekül araştırması için milyon dolarlar harcarlar, başta kendi ülkesi olmak üzere, faaliyet gösterdikleri her ülkenin sağlık bakanlığından ve Dünya Sağlık örgütünden kendi firmaları adına kaydettikleri bu orijinal mokelülün patentini alarak 2 ile 5 yıl arasında değişen sürelerde sadece kendileri pazarlayabilir, üretebilir ve dünyadaki tüketimine yön verebilirler. Tabi ki bu süre içerisinde doktor, hemşire, eczacı ve diğer sağlık çalışanları lansmanları vs de var. Fakat neticesinde minimum 24 ay sonra jenerik firmalar (sektörde orijinal molekül üretmeyen ve üretilen orijinal moleküllerin patent hakkının bitmesine müteakip o molekülleri üreten firmalara verilen isimdir.) bazısı biyoeşdeğer çalışması yaparak orijinal molekül olarak, bazısı da bu çalışmayı yapmadan üretime başlarlar. Fakat asıl sorun da burada başlar.
İlaçların etkinlikleri kullanım süreleriyle doğru orantılı bir güvene dayanır. Başka bir deyişle 20 yıldır piyasada olan ve kullanılan bir ilaç ile 20 gündür piyasada olan bir ilacın biyoyararlanımı aynı değildir. Peki nedir fark? Onu da bir örnekle şöyle anlatalım.

Hepimiz zaman zaman duyarız; x ilaç piyasadan toplatıldı, y ilacın şu şu yan etkileri sebebiyle satışına ara verildi, xyz ilacın üreticisi olan firma ilaçlarını geri toplattı vs. Olay tam da burada başlar aslında. İlacın kullanım alanı, kullanan kişi ve vaka sayısı, geri bildirimlerdeki yan etki ve ağır vaka/ölüm oranları vb gibi durumlar, doktor, sağlık personelleri ve sektörün ilaca bakış açısını belirler. Hem de nihai tüketici diyebileceğimiz hastaların ilaca bakış açısına yansır bu durum.
Bu noktada kendimden bir örnekle devam etmek istiyorum. Türkiye’de sektörün çok iyi bildiği ve yakından tanıdığı bir preparat olan (PPI)Proton Pompa İnhibitöründen bahsedelim. Halk arasında bir çeşit mide koruyucu olarak kabul edilen bu moleküllerin ilki 80’li yılların ortasında çıkmış ve 30 yılı aşkındır kullanılan molekülle ilgili neredeyse hiç olumsuz vaka geri bildirilmemiş. Öyle ki orijinal molekülü üreten firmanın haricinde, biyoeşdeğer çalışmasını tamamlamış 20’ye yakın jenerik firma da bu ilacı üretmeye ve pazarlamaya başlamış. Ve yine öyle ki molekül tabir-i caizse o kadar halka mal olup, o kadar maliyetinde düşüşler yaşamış ki, sektör yine bu duruma kendi içinde çözüm bulup, ana molekülde ufak değişiklikler ve eklemeler yaparak 2000’li yılların hemen başında ilk molekülün 5 katı piyasa değeriyle yeni bir PPI üretmeye ve pazarlamaya başladılar. 3-5 sene arasında piyasa bu ikinci PPI’ne de doyunca, ikinci moleküle ufak eklemelerle üçüncü bir PPI, ardından 4, ardından beşinci molekül derken, yanlış bilmiyorsam şu anda piyasada ilk molekül baz alınarak ticari forma dönüştürülmüş yaklaşık 10 preparat bulunmakta. Tabi ki 28 kapsülden oluşan ilk formun fiyatı 15.50₺ iken, son molekülün fiyatı 200₺ civarında ve sıkı durun, ikisinin de yan etkileri, endikasyonları, kontrendikasyonları vs neredeyse birebir aynı. Fiyat/etkinlik endeksinde idealist, mesleki ahlaka sahip, ilkeli ve vatan sevdasına sahip doktorların ilk ilacın tedavi edebileceği bir duruma 7-9-10. İlaçları yazmadığına, yazmayacağına eminim, bu durum ayrı ama, gerçekten tecrübeli ve türlü vakalara şahitlik etmiş hekimlerin daha önce güvenilirliğe, ilacın ruhsat tarihine, kullanım sayısına, geri bildirime önem vereceğini yine en iyi sektör çalışanları bilir.
Hal böyleyken ve belli bir zümreyi ilgilendiren basit bir PPI için bile onlarca senedir devam eden rant savaşlarının olduğu bir sektörde, pandemi sürecinde olan ve bütün dünyayı, bütün insanlığı ilgilendiren, yeterli geri bildirimi olmamış, vakalardaki sonucunu bilmediğimiz, denek çalışmaları şeffaf olmayan bir aşıyı zorla vurdurmaya bizi ikna edebileceklerini düşünmeleri için vaka sayılarını yeteri kadar arttırmaktan başka çareleri yok sanırım. Takip edebildiyseniz aşının piyasaya çıkma tarihine 20 gün kala Türkiye’de de sağlık bakanı günlük vaka sayısını bir anda 8-10 katına çıkartmıştı. O sebepten demem odur ki, hiçbir güç beni bu aşıyı en az 3 sene geçmeden kullanmaya ikna edemeyecek. Siz de düşünün derim, sağlıklı günlere.

Tayfun Tan


BUNLARI DA OKUYUN

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com