20.2 C
İstanbul
Pazartesi, Temmuz 13, 2020
Ana Sayfa Köşe Yazısı Adem Çekem Zeytin Ağaçları ve Siyaset

Zeytin Ağaçları ve Siyaset

Üç yüz ile iki bin yıllık ömürleri olan geçmiş tarihin yaşanmışlıklarının hem şahidi olmuş, hem de sırlarına suskun kalmış zeytin  ağaçları.. Toprağın derinliklerine uzanan köklerine güvenerek, kara günler için ,beklenmeyen ani gelişen felaketler için bile hatta yıldırım düşmesine karşılık bile  , köklerinde hazır kıta bekleyen yeni fılızlerin ve sürgünlerin  her an yeni ölümsüz zeytin ağaçlarına dönüşmek için  vakur bir varoluş için sükünetle ve kendinden emin olarak ölümsüz  bir bekleyişi  vardır..

Gövdesinin, dallarının, yapraklarının zeytin tanelerinin arasında hışırtılı esen rüzgarların dedikoducu çenebazlığına sırtını dönüp, kulaklarını tıkamış sadece yaşama iksir niyetine zeytin tanelerini üretmenin ve armağan etmenin mütevazi derdindedir..kendine göre yanlızlığı vardır ve kendine göre özgürlüğüde..taki kapitalizm ortaya çıkana kadar…

Ölümsüz zeytin ağaçlarıda yorulur kolay değildir hep ayakta dik durarak üretmek… Çaresiz uykuya dalar, ölüm uykusu olmasada bir mevsim zeytin ağacı olduğunu unutur dallarında zeytin azalır…   İşte o zaman köylüler ağacı uyandırmak için ağacın gövdesini benzin döküp yalandan ateşe verirler ve sonra da ıslak battaniye ile sararak söndürürler.hoyratça gibi görünür ama yok olma endişesi ile zeytin ağaçları derin uykusundan uyanır  bir sonraki dönemde özür niyetine  daha önceki dönemlere göre çok ama çok daha fazla zeytin  ve yeni dallar verir.

CHP’sinin değerli örgütü sizlerin parti içi demokrasi adına katılımcılığınız, özgür iradeniz, talepleriniz ve kollektif aklınıza ait soru ve sorgulamalarınız, zeytin ağaçlarındaki ateştir. Partimizi yenileştiren ve üreten, özeleştiriye sevkeden, nitelik, nicelik ve liyakat anlamında parti içi demokrasiyi mutlak kılar. Hepimiz parti içi demokrasiye ve örgüt iradesine sırtımızı dayamak istiyoruz irademizi nasırlaştıranlara değil. Tarlalarda ekim yapılıcaksa hatırlanan, hasat yapılacaksa çağrılan, paylaşımda bir gödük fazla buğdayı çok sayan, yok sayılan boğaz tokluğuna çalıştırılan ve bir dahaki hasat zamanına kadar unutulan mevsimlik işçilerin kaderi; örgütün kaderi gibidir.örgüt mevsimlik işçiler gibidir..kimler için mi? En güçlünün adamı olmak için kapıları çalan ,siyasi güçlerin kapılarında askerde bile bu kadar nizami nöbet tutmayanların  siyasi makam ve mevki beklentilerinin gerçekleşmesi adına gece mesaileri yapan siyasi makam ve mevkilerini  kendi gecekondularına  dönüştürmek olan nitelik , nicelik, liyakat sıralamalarında ilk sıralarda olması mümkün olmayanlara  siyasi imarların verilmesi için varız….bir daha böyle bir  dönemi bu partinin çatısı altında  yaşatılmasına hepimize ait ortak bir  itirazımız var. Bizler kendi adamlığımıza biat edeceğiz, başkalarının esir alan adamlığına değil…siyasetin içindede 12 eylül partiler yasası değişmedikçe hem 12eylül darbe anayasasını yaşatmış oluruz hemde tüm siyasi partilerdeki siyasi oligarkların   siyasi partileri çiftlik olarak kullanmasına uygun hale getirdiğimizi farketmek lazım. Türk siyasi hayatı adına bir esaerettir bu.

Toprak ağası konumundaki ağalar tarafından ve onun kahyaları tarafından mevsimlik işçi muamelesi gören bir örgüte dönüştürülmeye bu partinin çatısı altında itiraz etmezsek başka nerede edebiliriz ki…

Develeri dürüst bulurum, çünkü deveye sorulduğunda boynun neden eğri o da demiş ki nerem doğru ki..devenin  dürüst olması çok önemli  deve bile kendini tanıyor. Eğrisiyle yamrusuyla barışık, bir de görünen köy kılavuz istemez. Dürüst olmayan develer de aforoz edilmiştir çünkü onlar bazen kuş bazende deve olduklarını iddia etmektedirler. Başını kuma gömmek, kutsanmış sahtekarlığın ta kendisidir. Siyasetin tüm yelpazeleri içinde de en değerli kuş haline dönüşmektedir. Kanaryalara, bülbüllere yazık değil mi? Gül bile bülbüle pas vermiyor dalları güçlü olsa deve kuşunu koynuna alacak gül artık gül kokmaz bir korkusu da o olsa gerek.

Nitelik, nicelik ve liyakati ile kıyas kabul edilmez örgüt içinde ki değerlerimizi birilerinin adamı olma koşuluna göre var saymak veya yok saymak, görmemezlikten gelmek ülke için, millet için partimiz için bu örgüt için siyasi kerbela demek değil de nedir yani..

Kıymetli örgütüm soru sormayarak sorgulamayarak iradenizi öksüz bırakmayın aksi taktirde çözümlerimizde parti içi demokrasimizde öksüz kalmaktadır.

Partimizde en fazla iki kişilik ekipler oluşturmalıyız. Biri Mustafa Kemal Atatürk diğeri de kişinin kendisidir… Diğer ekip türleri bu partinin sömürgecileridir, istilacılarıdır, çağdaş siyasetin yobazlarıdır. Örgütün çabası ve gayesi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ki büyük emanet büyük umut ve adresin çağdaş, özgün, özgür kadroları ile her daim CHP olmasıdır.

Mak.Müh. Adem Çekem

 

BUNLARI DA OKUYUN

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com